“Sonsuza dek yaşamak, ama muhtemelen başka bir evrende…”
Yazıda “Ebedî yaşamanın anahtarı, temel fizik kanunlarının derinliklerinde gömülü olabilir; örneğin kuantum kuramında.” deniliyordu.
Kuantum kuramıyla ilgili olarak da, atomaltı parçacıkların kuantum dünyasında hiçbir şeyin kesin olmadığı, her şeyin kuantum kuramının öngördüğü ihtimallere göre ‘rastgele gerçekleştiği’; bu kuantum ihtimallerinin neler olabileceğiyle ilgili olarak ortaya atılan en popüler düşüncelerden birinin ise “çoklu evren kuramı” olduğu ifade ediliyordu.
“Çoklu evren kuramı”ndan hareketle de şu cümlelere yer verilmişti:
“Çok sayıda paralel evren var. Kuantum fiziği bir atomun yüzde 50 olasılıkla bozunacağını öngördüğünde, bu atomun evrenlerin yarısında bozunurken, diğer yarısında olduğu gibi kalacağını varsayıyor.”
İşte, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden fizikçi Max Tegmark, bu kurama dayanan bir deney tasarlamış. Tegmark, saniyede bir tetik çeken otomatik mekanizmalı bir tüfek hayal ediyor. Mekanizma yüzde 50 ihtimalle bir mermi ateşleyecek, ya da aynı ihtimalle tetiği boşa çekecek. Önce tüfeği izlemeye başlıyorsunuz. Bazen mermi ateşleniyor, bazen tetik boşa çekiliyor. “Klik-klik-dan-klik-dan-dan” diyor Tegmark. Bir süre izledikten sonra başınızı namlunun ucuna koyuyorsunuz ve tüfek sürekli boş ateş etmeye başlıyor: Klik-klik-klik-klik…
“Şaşırtıcı şekilde, kendinizi asla öldüğünüz evrende bulmuyorsunuz” deniliyor yazıda. Bunun sebebi olarak da, paralel evrenlerin her birinin birbirine eşit gerçeklikte olduğu, yani her evrende bir kopyanızın olduğu, tetik çekildikten sonra yarısındaki kopyalarınızın hayatta kaldığı, diğer kopyalarınızın ise öldüğü, ölen kopyalarınızı tecrübe etme imkânınız olmadığı için de, kendinizi hayatta kaldığınız evrenlerden birinde bulmak durumunda olduğunuz ifade ediliyordu.
Gerçekten de, ilginç bir ‘deney’ değil mi? Tabii işin ucunda ‘ölüm’ olduğu için ‘denenmemiş bir deney.’
Hemen belirtelim, Tegmark da bu deneyi gerçekleştirmeyi elbette düşünmemiş, ama şunu da söylemeden edememiş: “102 yaşına gelir de, ölümcül bir hastalığım olduğunu öğrenirsem, o zaman denemek ilginç olabilir.” (NTV Bilim, Nisan-2010)