Niye Ben Olmayayım?

“Neden Tanrı böylesine kötü bir hastalık için seni seçti?”

Ölümcül AIDS hastalığı sonucu 50 yaşında hayata gözlerini yuman dünyaca ünlü tenisçi Arthur Ashe bu soruya şu cevabı verdi:

“Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenisi öğrenir, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50’si Wimbledon’a kadar gelir, 4’ü yarı finale, 2’si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı’ya ‘Neden ben?’ diye hiç sormadım. Ve bugün sancı çekerken, Tanrı’ya ‘Niye ben?’ mi demeliyim? Mutluluk insanı tatlı yapar. Zorluklar güçlü yapar. Hüzün ise insan yapar. Yenilgi mütevazı yapar. Başarı insanı ışıldatır. Ama yalnız Tanrı, yolumuza devam etmemizi sağlar. Tanrı’ya asla ‘Niye ben?’ diye sormayın… Ne olacaksa olacak. O’nun kendine has usulleri vardır. Her şey kendi iyiliği için olur. İnancınızı koruyun…”

Panoptikon

jeremy bentham‘in tasarladigi ve hicbir zaman gercek hayata gecirilememis olan hapishane projesi. sekizgen biciminde bolmelerden olusan bir binadir ve tam ortasinda bir gozetleme kulesi vardir (yani oyle tasarlanmistir) kuleden butun hucreler gorulmekte ama hucrelerden kuledekiler gorulmemektedir. amac, mahkumlarin her daim izlendikleri fikrine kapilmalaridir- kulede kimse olmasa bile. michel foucault,panoptikon fikrinin modern guc kavraminin babasi oldugunu dusunur. izlenmese bile izlendigini, ya da her an izlenebilecegini dusunen birey kendi kendine bir oto kontrol mekanizmasi gelistirir ve kendini denetlemeye baslar.

(Ekşi alıntı)

Büyük Başarılar

Büyük başarılar “düşüncesi tek bir yöne odaklanmış, gördüğü her şeyi malzemeye dönüştüren, kendilerinin ve başkalarının iç dünyalarını titizlikle gözlemleyen, her yerde bir örnek ve teşvik kaynağı bulabilen, sahip olduklarını bir araya getirirken hiçbir zaman yorulmayan kişiler” tarafından elde ediliyordu.

(Azim, Angela Duckworth)

Özgünleşmek!

Bir insan, ozanların ve bilgelerin yarattığı gökyüzünün parlaklığı yerine kendi içinden gelip aklında çakan ışığın parlaklığını ayırt etmeyi ve izlemeyi öğrenmelidir. Ne var ki, kendisine ait olan düşünceleri ayırdına varmadan kulak ardı etmektedir. Dâhilerin her yapıtında reddettiğimiz kendi düşüncelerimizi fark ederiz; bu düşünceler yabancılaşmış bir görkemle bize geri gelir. (Alıntı)

Ralph Waldo Emerson’ca söylersek eğer özünüze dönün, özgünleşin, hayatınıza dahil olan maddi ve manevi her şeyi özgünleştirin. Doğaçlayın. Sizleştirin. Bilgileri, ürünleri, yöntemleri, eylemleri, yaklaşımları… Aklınıza ne geliyorsa artık.

Ototelik Deneyim

Yunanca öz anlamındaki oto ve hedef anlamındaki telos sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. Kendi kendine yeten, gelecekte bir fayda beklentisi olmadan tek ödülü kendisi olan içsel bir dürtü olarak tetiklenmiş deneyim anlamına gelir. Ototelik deneyimde sonuçlara değil süreç içindeki deneyimlere odaklanırsınız.